<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>.ılılı. ForumOjen .ılılı. - Blogs</title>
		<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/</link>
		<description>genel muhabbet,korku resimleri,münazara,tartışma,komik resimler,doğa resimleri,araba resimleri,dönem ödevi,bedava programlar,msn,msn ifadeleri,ünlü resimleri,TBAL</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Wed, 20 Aug 2008 11:54:13 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.forumojen.com/forum/cb/misc/rss.jpg</url>
			<title>.ılılı. ForumOjen .ılılı. - Blogs</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Ne garip bir oyuncak şu insan!</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/ece-l/48-ne-garip-bir-oyuncak-su-insan.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 12:01:24 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA["Ne garip bir oyuncak şu insan!  
Yürür, konuşur ve acı çeker.  
70 kilodur. 
Kendisine ve çevresine ait hiçbir şeyi bilmez.  
Bir nevi ıstırap...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo">&quot;Ne garip bir oyuncak şu insan! </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="navy"><font color="darkgreen">Yürür, konuşur ve acı çeker.</font> </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo"><font color="darkred">70 kilodur</font>.</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="black"><font color="darkorchid">Kendisine ve çevresine ait hiçbir şeyi bilmez.</font> </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="black">Bir nevi ıstırap makinesi.</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><font color="darkslateblue">İplerini başkaları çeker.</font> </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred"><font color="sienna">Hantal ve şapşal bir robot.</font> </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkolivegreen">Neye sevinir bilinmez.</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="black"><font color="blue">Sınırsız olan yalnız hayalleri ve acı kabiliyeti.</font> </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkred">Etten bir kafes ve aciz içinde çırpınan bir ruh.</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkgreen">Vücut araba akıl arabacı. </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkgreen">Ama gözleri bağlı arabacının, arabaya hükmeden atlar..</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="darkslategray">Buda haklı :</font></font></font><br />
<font color="royalblue"><font face="Comic Sans MS"><font size="3">Varolmak için yokolmak lazım, </font></font><font face="Comic Sans MS"><font size="3">parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin.</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo">Bütün musiki, bütün şiir, bütün aşk,</font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="blue"><font color="seagreen">bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak?</font> </font></font></font><br />
<font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="navy">Ne olacağını bilen var mı?</font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="black"><u>Kader hep oynayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. </u></font></font></font></font><br />
<font face="Times New Roman"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="black"><u>Alkış sahtekarların..&quot;<br />
<br />
</u></font></font></font></font><div align="right"><font face="Times New Roman"><font color="Indigo"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><u>Cemil Meriç ;)</u></font></font></font></font><br />
</div></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator><![CDATA[:: ECE'L ::]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/ece-l/48-ne-garip-bir-oyuncak-su-insan.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>zaman zaman hayat....</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/ece-l/47-zaman-zaman-hayat.html</link>
			<pubDate>Fri, 01 Aug 2008 05:10:53 GMT</pubDate>
			<description>*Hayat bazen her zamandır,* 
  *Bazen hiçbir zaman!.* 
  *Bazen dersin bitsin bu zaman,* 
 
  
 *Bazen biraz daha zaman* 
  
 *Ama.......* 
  
 *Her...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><font size="5"><b><font color="#00ffff"><font color="#9bbb59"><i>Hayat bazen her zamandır,</i></font></font></b></font></div> <font size="5"><br />
</font> <div align="center"><font size="5"><font color="#00ffff"><b><font color="#800080"><i>Bazen hiçbir zaman!.</i></font></b></font></font></div> <font size="5"><br />
</font> <div align="center"><font size="5"><font color="#00ffff"><b><font color="#993300"><i>Bazen dersin bitsin bu zaman,</i></font></b></font></font></div><font size="5"><font color="#00ffff"><br />
 <br />
 <div align="center"><b><font color="#ff00ff"><i>Bazen biraz daha zaman</i></font></b></div> <br />
 <div align="center"><b><font color="#0000ff"><i>Ama.......</i></font></b></div> <br />
 <div align="center"><b><i>Her zaman hayattır zaman!.....</i></b></div></font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator><![CDATA[:: ECE'L ::]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/ece-l/47-zaman-zaman-hayat.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ertelenmiş Sözcükler</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/lincoln/46-ertelenmis-sozcukler.html</link>
			<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 10:21:15 GMT</pubDate>
			<description>*Ertelenmiş sözler var dilimde 
Buruşmuş bir kâğıdın içinde duygularım. 
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kâğıtta 
Hiç bir şey için geç değil...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font size="3"><font color="SeaGreen">Ertelenmiş sözler var dilimde<br />
Buruşmuş bir kâğıdın içinde duygularım.<br />
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kâğıtta<br />
Hiç bir şey için geç değil belki<br />
Belki, şimdi tam zamanı.<br />
Bir de yürek sözden anlasa...<br />
<br />
Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar<br />
Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder<br />
Sorular döner beynimin içinde<br />
Beynin içinde satır satır işlenir duygular<br />
Bir gün sonraya ertelenir hergün.<br />
<br />
Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem<br />
Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak<br />
Bir şelale gibi olsam<br />
Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine<br />
Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına<br />
Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.<br />
<br />
Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam<br />
Kendimin kendimle savaşı bu<br />
Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı<br />
Korkularımızın esiri olmuşuz<br />
Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda<br />
Ertelemiş sevdalar yaşarız<br />
Ertelenmiş dostluklar<br />
Ertelenmiş kendini buluşlar.<br />
<br />
En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.<br />
Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.<br />
Sevsek hesapsızca,<br />
Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.<br />
Sözcükler aksa billur bir su gibi<br />
Ertelemesek yaşamımızı.<br />
<br />
Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar<br />
Bir umut ışığı yanar yürekte<br />
Umudu erteleriz bu sefer<br />
Umudu erteleriz bir sonraki güne.<br />
Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı<br />
Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi<br />
Ertelenmiş bir varoluş yaşarız.</font></font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>LiNCoLN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/lincoln/46-ertelenmis-sozcukler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Rabindranath Tagore</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/asilturk/45-rabindranath-tagore.html</link>
			<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 09:58:29 GMT</pubDate>
			<description>*Yıldızlar ateş böceği sanılmaktan korkmazlar...* 
 
Düşünüyorum da,sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. 
 
Yumuşacık kalbimizin fark...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Yıldızlar ateş böceği sanılmaktan korkmazlar...</b><br />
<br />
Düşünüyorum da,sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.<br />
<br />
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması,korkularımızın paylaşılması<br />
<br />
sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.<br />
<br />
Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.<br />
<br />
Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.<br />
<br />
Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.<br />
<br />
İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.<br />
<br />
Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.<br />
<br />
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?<br />
<br />
Kimse incitemiyor mu ?duygularımızı,<br />
<br />
inançlarımızı, benliğimizi?<br />
<br />
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?<br />
<br />
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu ?gerçek kimliğimizi?<br />
<br />
duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?<br />
<br />
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.<br />
<br />
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.?<br />
<br />
Belki en hoyrat yürek bile ateş böceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna<br />
<br />
el kaldırmaya kıyamaz?<br />
<br />
Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,korkaklığımı, sevgi isteğimi en insani yönlerimi<br />
<br />
kayıtsızca sunabilsem bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce.<br />
<br />
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.<br />
<br />
O da çözülecek belki.Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.<br />
<br />
Oysa bir görebilsek bunu.<br />
<br />
Kalmadı böyle insanlar demesek.<br />
<br />
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.<br />
<br />
Kırılmaktan korkmasak.<br />
<br />
İncinsek, yaralansak.<br />
<br />
Ne olur bir darbe daha alsak.<br />
<br />
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.<br />
<br />
Denesek.<br />
<br />
Risk alsak.<br />
<br />
Yanılsak.<br />
<br />
Fark etmez.<br />
<br />
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.<br />
<br />
Ve kucaklaşsak yeniden.<br />
<br />
Tıpkı eskisi gibi.<br />
<br />
Ne olduğunu anlayamadığımız o on beş yıldan öncesi gibi.<br />
<br />
O zaman fark edeceğiz.<br />
<br />
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.<br />
<br />
Neler biriktirdiğimizi,kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.<br />
<br />
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.<br />
<br />
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.<br />
<br />
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.<br />
<br />
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.<br />
<br />
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.<br />
<br />
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.<br />
<br />
Sevgiye çok ihtiyacımız var.<br />
<br />
Ufukta kara bir kış görünüyor.<br />
<br />
Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.<br />
<br />
Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.<br />
<br />
Kurtulun bu yükten.<br />
<br />
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.<br />
<br />
Yalnızlığa mahkûm ediyor bizleri.<br />
<br />
Hem hepimiz bir yıldızız.<br />
<br />
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.<br />
<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..Tagore</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>asilturk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/asilturk/45-rabindranath-tagore.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mantis (Peygamber Devesi)</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/44-mantis-peygamber-devesi.html</link>
			<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 16:19:42 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.fotokaradeniz.com/data/media/28/mantis.jpg  
Resim: http://www.populerbilgi.com/resimler/mantis/images/mantis-009.jpg  
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><img src="http://www.fotokaradeniz.com/data/media/28/mantis.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.populerbilgi.com/resimler/mantis/images/mantis-009.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img316.imageshack.us/img316/1574/kamuflaj006mantis017vg.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.hafif.org/imaj/mansonilized/deve2.jpg" border="0" alt="" /><br />
<a href="http://www.fotograf.web.tr/gel.php?f=14174" target="_blank">http://www.fotograf.web.tr/gel.php?f=14174</a><br />
<img src="http://www.freewebs.com/2mantis/RS%20Addult%20Marble%20Mantis%20103_0303.JPG" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.evcil.us/B%C3%B6cek%20Resimleri/slides/Peygamber%20Devesi.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://gallery.photo.net/photo/4011153-lg.jpg" border="0" alt="" /></div><br />
<br />
<font color="Purple"><font face="Comic Sans MS">Özellikleri :D <br />
 * Genellikle yeşildir<br />
 * Kafasını çevirebilen tek böçektir<br />
 * Her daim savaşa savaşmaya hazırdır<br />
 * Çoğu zaman safa yatar düşman gelince ani bir hareketle miğdeye indirir<br />
 * Dua eder vaziyette ki pozu onun genel halidir<br />
 * Yılan bile yer bir ara hatta sevmediğim birini yemesi için bir tane bulmaya calıstımn ama nasip olmadı<br />
 * Avlarını hipnoz etmek için ilginç hareketler yaparlar <br />
 * </font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/44-mantis-peygamber-devesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Rabindranath Tagore</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/43-rabindranath-tagore.html</link>
			<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 07:17:42 GMT</pubDate>
			<description>http://www.bengalitranslator.net/tagore.gif 
  
Beni bağışla Aşkım, 
aşkımı hoşgör artık 
Beni hoşgör, beni bağışla, 
Seni seviyorum. 
  
Yolsuz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.bengalitranslator.net/tagore.gif" align="right" alt="right align image" style="border:4px;border-style:inset;background:{option}" hspace="6" vspace="3" /><br />
 <br />
<font face="Century Gothic">Beni bağışla Aşkım,</font><br />
<font face="Century Gothic">aşkımı hoşgör artık</font><br />
<font face="Century Gothic">Beni hoşgör, beni bağışla,</font><br />
<font face="Century Gothic">Seni seviyorum.</font><br />
 <br />
<font face="Century Gothic">Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim</font><br />
<font face="Century Gothic">Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş</font><br />
<font face="Century Gothic">Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk</font><br />
<font face="Century Gothic">Acını esirgeme benden,</font><br />
<font face="Century Gothic">ko sarınsın yüreğim</font><br />
<font face="Century Gothic">Ko giyinsin, ko kuşansın,</font><br />
<font face="Century Gothic">ko örtünsün.</font><br />
<font face="Century Gothic">Sonra</font><br />
<font face="Century Gothic">beni bağışla Aşkım,</font><br />
<font face="Century Gothic">beni hoş gör,</font><br />
<font face="Century Gothic">Seni Seviyorum.</font><br />
 <br />
<font face="Century Gothic">Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni,</font><br />
<font face="Century Gothic">Hiç mi hiç sevemezsen eğer</font><br />
<font face="Century Gothic">Acımı bağışla, beni hoşgör,</font><br />
<font face="Century Gothic">Seni seviyorum.</font><br />
 <br />
<font face="Century Gothic">Bana öyle eğri bakma, ırak durma ellerden</font><br />
<font face="Century Gothic">De, kuytuma çekilirim,</font><br />
<font face="Century Gothic">de karanlığa kavuşurum</font><br />
<font face="Century Gothic">Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı</font><br />
<font face="Century Gothic">Sarıp sarmalarım, dürüp bükerim</font><br />
<font face="Century Gothic">O an yüzün eğ benden Aşkım,</font><br />
<font face="Century Gothic">kaçır benden</font><br />
<font face="Century Gothic">Beni hoşgör, beni bağışla,</font><br />
<font face="Century Gothic">Seni seviyorum</font><br />
 <br />
<font face="Century Gothic">Gün gelir, hayalin erişir karanlık yiter</font><br />
<font face="Century Gothic">Meyil verirsin bana, gün gelir</font><br />
<font face="Century Gothic">Şimdi çaresizim, yalnızım,</font><br />
<font face="Century Gothic">kolum kanadım kırık</font><br />
<font face="Century Gothic">Beni bağışla Aşkım,</font><br />
<font face="Century Gothic">beni hoşgör,</font><br />
<font face="Century Gothic">Seni seviyorum</font><br />
 <br />
<font face="Century Gothic">Seni seviyorum,</font><br />
<font face="Century Gothic">yüreğim mutluluk selinde</font><br />
<font face="Century Gothic">Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor</font><br />
<font face="Century Gothic">Gülme bu korkulu gidişime,</font><br />
<font face="Century Gothic">Gülme bağışla Aşkım</font><br />
<font face="Century Gothic">Beni bağışla, beni hoşgör,</font><br />
<font face="Century Gothic">Seni seviyorum.</font><br />
 <br />
<font color="red">Rabindranath Tagore</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/43-rabindranath-tagore.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Münazara Konuları</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/42-munazara-konulari.html</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 10:55:25 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Partilerin seçim kampanyalarını devlet finanse etmelidir. 
&#8226;İşçi hakları savunmak ticaret yapmanın önünde gelir. 
&#8226;Dinsel görüşler kadın haklarından...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Comic Sans MS"><font color="Purple">Partilerin seçim kampanyalarını devlet finanse etmelidir.<br />
&#8226;İşçi hakları savunmak ticaret yapmanın önünde gelir.<br />
&#8226;Dinsel görüşler kadın haklarından önce gelir.<br />
&#8226;Kar elde etmek uğruna kişilerin özel hayatı açıklanabilir.<br />
&#8226;Birey toplumdan önemlidir.<br />
&#8226;Girişim ruhunun desteklenmesi toplumsal refahı artırır.<br />
&#8226;Demokrasilerde sansüre yer yoktur.<br />
&#8226;Devlet konuşma özgürlüğünü sınırlamamalıdır.<br />
&#8226;Demokrasi diye bir şey yoktur.<br />
&#8226;Adil olmayan kanunlar çiğnenmelidir.<br />
&#8226;Politikanın özünde dürüst olmamak vardır.<br />
&#8226;Demokrasinin daha iyi alternatifi bulunabilir.<br />
&#8226;Başarıya giden her yol mubahtır.<br />
&#8226;Sınırların olmadığı bir dünya insanlığa mutluluk getirir.<br />
&#8226;Yeni dünya düzeni savunulmalıdır.<br />
&#8226;Global köyde yaşamaktansa çölde yaşamak daha iyidir.<br />
&#8226;İnsan hakları söylemi batı dış politikasının bir aracıdır.<br />
&#8226;Fakir ülkelere yapılacak her türlü yardım insan hakları kriterlerine uyumlarına göre yapılmalıdır.<br />
&#8226;Sınıfsız bir toplum olabilir.<br />
&#8226;Ne olursa olsun savaşlar kötüdür ve yapılmamalıdır.<br />
&#8226;Özelleştirme yapılmalıdır.<br />
&#8226;Devlet elini ekonomiden çekmelidir.<br />
&#8226;Kamusal malların üretimini tamamen devlet üstlenmelidir.<br />
&#8226;Geleneklerimize sahip çıkmalıyız.<br />
&#8226;Teknolojik ilerleme üzüntüleri beraberinde getiriyor.<br />
&#8226;Geleceğe değil geçmişte ne olduğuna bakmalıyız.<br />
&#8226;Din politik bir güç olarak kullanılabilir.<br />
&#8226;Din ve siyaset birbirine karıştırılmamalıdır.<br />
&#8226;Partilere özel kuruluşların yardımı yasaklanmalıdır.<br />
&#8226;Batan bankaların devlet tarafından kurtarılması lazımdır.<br />
&#8226;Dünya Ticaret Örgütü sadece gelişmiş ülkelerin lehinedir.<br />
&#8226;11 Eylül saldırılarının sorumlusu A.B.D. dış politikasıdır.<br />
&#8226;İdam cezası alabilecek sanıklar istendikleri ülkeye gönderilmemelidir.<br />
&#8226;Güvenlik için kişisel özgürlükler kısıtlanabilir.<br />
&#8226;Mahkumların oy kullanmaya hakkı yoktur.<br />
&#8226;Karen Fog&#8217;un e-mailleri açıklanmalıdır.<br />
&#8226;Ulusçu görüşler tarih sahnesinden silinmiştir.<br />
&#8226;Halkın problemlerini özel sektör devletten daha iyi çözer.<br />
&#8226;Tarihin sonu gelmiştir.<br />
&#8226;Gelecekte bir medeniyetler çatışması olacaktır.<br />
&#8226;Marks yaşasaydı interneti onaylardı.<br />
&#8226;Pragmatizm prensiplerden daha önemlidir.<br />
&#8226;Evrensel insan haklar diye birşey yoktur.<br />
&#8226;Ticaretin önündeki tüm engeller kalkmalıdır.<br />
&#8226;Az gelişmiş ülkelerin gelişmek için diktatörlüklere ihtiyacı vardır.<br />
&#8226;Evlilik modası geçmiş bir kurumdur.<br />
&#8226;Bilgi teknolojisini elinde bulunduran dünyanın hakimi olur.<br />
&#8226;Dünya nükleer silahlardan arındırılmalıdır.<br />
&#8226;Az gelişmiş ülkelerde çocuk işçilerin çalışması anlayışla karşılanabilir.<br />
&#8226;Medyanın gücü devletin gücünden daha fazladır.<br />
&#8226;IMF günümüzün Britanya İmparatorluğudur.<br />
&#8226;İnsan haklarında ulusal güvenlik adına taviz verilemez.<br />
&#8226;Ortak kültürün değeri çoğulcu kültürden daha fazladır.<br />
&#8226;Milletvekili adaylarının özel hayatlarına ait bilgilerini yurttaşlardan saklama hakkı yoktur.<br />
&#8226;Yurttaşların doğruyu öğrenme hakkı ulusal güvenlikten daha önemlidir.<br />
&#8226;Toplumsal düzen uğruna ifade özgürlüğünden vazgeçilemez.<br />
&#8226;Devlet toplumsal bütünlük için ifade özgürlüğüne sansür koyabilir.<br />
&#8226;Kapitalizm sosyalizmden daha iyi bir toplum oluşturur.<br />
&#8226;Ekonomik kalkınma uğruna çevreden taviz verilebilir.<br />
&#8226;Ötenazi yasal olmalıdır.<br />
&#8226;İyileşmesi mümkün olmayan ve acı çeken hastaların ölmeye hakkı vardır.<br />
&#8226;Büyük bilimsel bir buluşun yapılacağı bir deneyde bir insanın hayatı riske edilebilir.<br />
&#8226;Üniversite eğitimi bir ayrıcalık değil haktır.<br />
&#8226;Üniversite eğitimi ücretsiz olmalıdır.<br />
&#8226;Popüler kültür eleştirilmelidir.<br />
&#8226;Gençlik gün geçtikçe kötüye gidiyor.<br />
&#8226;Okullarda din dersi kaldırılmalıdır.<br />
&#8226;Birleşmiş Milletler iki yüzlüdür.<br />
Ancak parası olanlar özgürdür.<br />
Zaman gittikçe kötüye gidiyor.<br />
İyi bir diktatörlük kötü bir demokrasiye tercih edilebilir.<br />
Teröristlerle hiçbir şekilde anlaşma yapılmamalıdır.<br />
Gerektiği zaman silahlı mücadele yapılmalıdır.<br />
Dövüş sporları yasaklanmalıdır.<br />
Dış politika ahlaki temele dayanamaz.<br />
Bekle gör politikası her zaman iyidir.<br />
Bir konu hakkında konuşmak her zaman iyidir.<br />
İdam cezası kaldırılmalıdır.<br />
Medya kişilerin özel hayatı ile ilgili haber yapmamalıdır.<br />
Doğu medeniyetinin değerleri çağa uymamaktadır.<br />
Toplumsal başkaldırıyı oluşturan en önemli faktör yoksulluktur.<br />
Dini inançlar insanın boşluğa düşmesini engeller.<br />
İnsan aklıyla her şeyi kavrayabilir.<br />
İnsanlar daha fazla televizyon seyretmeli.<br />
İfade özgürlüğü gereği protestolarda bayrak yakılabilir.<br />
Alternatif tıp teknikleri yasallaştırılmalıdır.<br />
Dini siyasete alet edenler siyasetten yasaklanmalıdır.<br />
İktisatta ahlaki duygulara yer yoktur.<br />
Bilimsel araştırma ancak ahlaki değer yargıları işin içine katılmadığı zaman bilimseldir.<br />
Öğretim üyeleri özel şirketlerde çalışmamalıdır.<br />
Genetik kopyalama yasaklanmalıdır.<br />
Bilimsel araştırma araştırmanın kârlılığına göre yapılmalıdır.<br />
Tıbbi buluşların telif hakları olmalıdır.<br />
Bilimsel buluşların telif hakları olmamalıdır.<br />
Demokrasi günümüzde medyaokrasi demektir. <br />
Her ulus kendine layık yöneticiler tarafından yönetilir.<br />
Rüşvet politikada bir gerekliliktir.<br />
Çok kutuplu dünya daha barışçı bir dünyadır.<br />
Gazeteler her haberi yayınlamalıdır.<br />
Demokrasilerde istihbarat servislerine yer yoktur.<br />
Ulusal egemenlik kavramı geçmişte kalmıştır.<br />
Amerikan yaşam tarzı kötülüklerin üzerine inşa edilmiştir.<br />
Türkiye AB&#8217; ye girmelidir. <br />
Üniversite eğitimi yabancı dilde olmalıdır.<br />
Doğru her yerde söylenmelidir.<br />
Sigara şirketleri kültür ve sanat etkinliklerine sponsor olmamalıdır.<br />
Politikacıların özel hayatları kariyerlerini etkilememelidir.<br />
Toplumlar her zaman kurtarıcıya ihtiyaç duyar.<br />
AR-GE faaliyetlerini devlet finanse etmelidir.<br />
Batı ortadoğuyu kendi haline bırakmalıdır.<br />
İlk adımı atmak her zaman iyidir.<br />
Para beyinden daha kullanışlıdır. <br />
Hoşgörü bize pahalıya mal olabilir.<br />
En iyi savunma saldırıdır.<br />
Evlilik ve feminizim birbirleriyle bağdaşmaz.<br />
Evlilikte rekabet olmalıdır.<br />
Kadınların erkeklere ihtiyacı balıkların bisikletlere olan ihtiyacı kadardır.<br />
Üniversitelerin özelleşmesi bilimsel kurum olmalarını engeller.<br />
İyi bir eğitim almak politikacılar için çok önemlidir.<br />
İspiyonculuk ahlaksızca birşeydir.<br />
İnsanlığın gelişme yolu batının izlediği yoldur.<br />
Başarının en önemli ölçütü refahtır.<br />
Asya kültürünün öğeleri gelişmenin önünde engeldir.<br />
Sportmenlik ticarilikle bağdaşmaz.<br />
Kalem kılıçtan keskindir.<br />
Spor kitleleri uyutur.<br />
Bir şeyi hiç bilmemek az bilmekten daha iyidir.<br />
Ödüllendirmek cezadan daha iyidir.<br />
Kanunlar önünde herkes eşittir.<br />
Kanunlar önünde herkes eşittir; ama zenginler daha eşittir.<br />
Abi olmak abla olmaktan daha iyidir.<br />
Kadınlar erkeklerden daha çok dedikodu yaparlar.<br />
Eşcinsel çiftlerin evliliğine izin verilmelidir.<br />
Eşcinsellerin evlat edinmesine izin verilmelidir.<br />
Kapitalist sistem günün birinde yıkılacak.<br />
Ülkeleri niyetlerine göre değerlendirmeliyiz.<br />
İçki satışı yasaklanmalıdır.<br />
18 yaşından büyüklere uyuşturucu satışı yasal olmalıdır.<br />
Gelenekler gelişmenin önünde engeldir.</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/42-munazara-konulari.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>~~ öDeNMeYen GüN ~~</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/puskullu/41-odenmeyen-gun.html</link>
			<pubDate>Fri, 30 May 2008 13:49:05 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.balcanet.net/resima/jpg/hikaye10044.jpg  
* 
ÖDENMEYEN GÜN* 
*Güzeller güzeli bir prensese, 22 yaşındayken  
bir beyefendi sürpriz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><img src="http://www.balcanet.net/resima/jpg/hikaye10044.jpg" border="0" alt="" /><br />
<b><br />
ÖDENMEYEN GÜN</b><br />
<b>Güzeller güzeli bir prensese, 22 yaşındayken <br />
bir beyefendi sürpriz bir teklifle gelir. <br />
Hasta kızı için gençlik yılları aradığını söyler ve <br />
&quot;Bana gençliğinizden bir yıl ödünç verirseniz, ömrünüz <br />
sona ermeden onu gün gün size geri ödeyeceğim&quot; der. <br />
<br />
Prenses henüz o kadar gençtir ki, cömertçe <br />
gözden çıkarır bir yılı; ödünç verir beyefendiye... <br />
23 yerine 24 yaşına basar o yıl yaş gününde... <br />
<br />
Yıllar yılı hatırlamaz verdiği borcu... Ancak;<br />
ne zaman ki 40 yaşını aşar ve o dillere destan güzelliği<br />
bozulmaya yüz tutar; arar beyefendiyi ve 365 günlük <br />
alacağını tek tek tahsil etmeye başlar. <br />
Özellikle balo günleri, bütün çizgileri yok olmuş bir yüzle <br />
ve körpe bir bedenle girer salonlara... <br />
<br />
Gece, odasına sızmayı başaran aşıkları, <br />
gece yarısından sonra yüzünün nasıl kırıştığını hayretle gözlerler... <br />
Her gençleşmenin ardından uyanış anı daha acı verici olur. <br />
Çünkü yaşı ilerledikçe, o hali ile 23 yaşı arasındaki fark <br />
daha da açılır. Fark açıldıkça &quot;bir gün, bir saat, bir an olsun&quot; <br />
gençlik aşısını tatmak daha güzel gelir. <br />
<br />
Ancak sayılı gün çabuk geçer... Kalan günlerini <br />
hoyratça harcayan prenses, geri isteyebileceği <br />
sadece bir günü kaldığını fark eder: <br />
&quot;Bir günlük ışık, sonra sonsuza dek karanlık...!&quot; <br />
<br />
Ateşli bir sevgilinin bütün bedenini okşaması için <br />
o tek günü özenle saklar. Bu son yaşam parasını harcamak için <br />
çılgınca bir istek duysa da kıyamaz bir türlü... <br />
<br />
Nihayet evine gelip, öyküsünü dinleyen ve <br />
dizlerine kapanarak gençliğinin son gününü kendisiyle <br />
geçirmesi için yalvaran bir adamın teklifini kabul eder.<br />
<br />
&quot;O gün&quot; geldiğinde adam, en şık elbisesi ve <br />
titreyen yüreğiyle açar bahçe kapısını... <br />
Kadının villasına girer, iki kişilik hazırlanmış masada <br />
mumların yandığını görür. Bir süre bekledikten sonra<br />
meraklanıp prensesin kapısını tıklatır. </b><br />
<b>Yanıt gelmeyince açıp girer. <br />
Dört bir yana savrulmuş görkemli giysilerle dolu odada <br />
prenses, aynanın karşısında bir kanepeye uzanmıştır. <br />
Yüzü bembeyazdır. Gençliğinin dönmesini beklerken <br />
son nefesini vermiştir prenses.... <br />
<br />
Adam, bu ani ölümün nedenini yerde bulduğu mektupta okur. <br />
Satırlar, borçlu beyefendiye aittir: <br />
&quot;Soylu prenses...! Size borçlu olduğum son gençlik gününü <br />
geri veremeyeceğim için çok üzgünüm. <br />
En derin bağlılığımla...&quot; <br />
</b><br />
<b><br />
Jorge Luis Borges'in derlediği Babil kitaplığında </b><br />
<b>Papini'nin &quot;Ödenmeyen Gün&quot; adlı bir öyküsü...</b></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PüSküLLü</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/puskullu/41-odenmeyen-gun.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>gÖzLeRiNe HaSReTim</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/puskullu/40-gozlerine-hasretim.html</link>
			<pubDate>Mon, 26 May 2008 16:35:39 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://img395.imageshack.us/img395/6509/aaaaaaaaaaaaauc9.jpg</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://img395.imageshack.us/img395/6509/aaaaaaaaaaaaauc9.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PüSküLLü</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/puskullu/40-gozlerine-hasretim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>48 Öğüt ...</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/ap0/38-48-ogut.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Apr 2008 07:32:29 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*1.Nasıl bir "Güç" arıyorsunuz? Onu Bilin. Güce sahip olduktan sonra ise onu iyi kullanın. 
 
2.Başkasından, özellikle politikacıdan medet, ummayın....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>1.Nasıl bir &quot;Güç&quot; arıyorsunuz? Onu Bilin. Güce sahip olduktan sonra ise onu iyi kullanın.<br />
<br />
2.Başkasından, özellikle politikacıdan medet, ummayın.<br />
<br />
3.Birlik ve beraberlik arayışını her işte ve her fırsatta sürdürün.<br />
<br />
4.Karşınızdakilerin &quot;İnsan&quot; olduğunu hiçbirzaman unutmayın!<br />
<br />
5.İnsanların birer &quot;Makina&quot; olmadıklarını bilin.<br />
<br />
6.Terfi, ödüllendirme ve cezalandırma, başarıya yol açar. <br />
<br />
7.Adil olun. Her işte, her konuda, her fırsatta ve herkese karşı adil olun.<br />
<br />
8.&quot;Vicdan Huzuru&quot; başarılı olabilmenin temel şartıdır.<br />
<br />
9.Ayaklarınız her zaman yere bassın. Hiçbirzaman havalarda dolaşmayın. Kendinizi kimseden üstün görmeyin. <br />
<br />
10.Hiçbir işi &quot;Kıyısından Köşesinden Tutmayın&quot;. Yapacağınız iş ne ise, küçümsemeden ona sahip çıkın.<br />
<br />
11.Hayata uyun.<br />
<br />
12.İyilikleri unutmayın. İyilikleri karşılıksız bırakmayın. <br />
<br />
13.Aç gözlü olmayın. &quot;Allahıma Şükür&quot; demesini bilin. <br />
<br />
14.Şans, kader ve kısmet, yararlanmasını bilenler için vardır.<br />
<br />
15.Hiç ölmeyecek gibi çalışın. Yarın ölecekmiş gibi hazırlıklı olun.<br />
<br />
16.Dünyanın sizin etrafınızda kurulduğunu sanmayın.<br />
<br />
17.Dostluğa ve arkadaşlığa önem verin. <br />
<br />
18.Güler yüzlü ve tatlı dilli olun.<br />
<br />
19.Hedefiniz nedir? Onu bilin. Dağılmayın. Lüzumsuz şeylerle uğraşmayın.<br />
<br />
20.Sağlıklı olun. Sağlık herşeyin başıdır.<br />
<br />
21.Düzenli bir yaşamınız olsun.<br />
<br />
22.Manevi dünyanız zengin olsun. Sonra maddi zenginlik gelir. <br />
<br />
23.Bilgili olun.<br />
<br />
24.Gözünüzü açın.<br />
<br />
25.Risk almayı bilin. Cesur olun.<br />
<br />
26.Güvenilir insan olun.<br />
<br />
27.Hangi işi yapacaksanız, o işi en iyi bilenler ile işbirliği yapın.<br />
<br />
28.Yaptığınız iş farklı olsun.<br />
<br />
29.Müesseseleşin .<br />
<br />
30.İşinizi sevin. İşinize sahip çıkın.<br />
<br />
31.Tasarrufa önem verin. Tasarruf yatırım demektir.<br />
<br />
32.Borç para vermekte, kefil olmakta dikkatli davranın.<br />
<br />
33.&quot;İyiyi&quot; yüreklendirin, alkış verin. &quot;Kötüyü&quot; ayıplayın, ceza verin. <br />
<br />
34. Allah herkese &quot;Bölüşmeyi&quot; nasib etmez. &quot;Bölüşmek&quot; ve &quot;Paylaşmak&quot; kutsal ve keyifli bir iştir. <br />
Bölüşmesini bilin. Paylaşmasını becerin.<br />
<br />
35.Kim akıllı üretir ise onun yanında olun. Kim akılsız tüketir ise ondan uzak durun. <br />
<br />
36.Her şeyin bir şeyini, Bir şeyin her şeyini bileceksiniz.<br />
<br />
37.Karınıza ve çocuklarınıza vakit ayırın. Ne kadar yoğun proğramınız olursa olsun, karınıza ve <br />
çocuklarınıza zaman ayırmalısınız. Bu bir zorunluluk değil bir zevktir. <br />
<br />
38.Adınızı temiz tutmaya özen gösterin. Başarı bir bütündür. İsminizi temiz tutun ki, başarı isminizi taçlandırsın.<br />
<br />
39.İşbirliği yapacağınız insanları, birlikte çalışacağınız kişileri ve ortaklarınızı seçerken dikkatli olun. Arkadaşlıklarınızı ve dostluklarınızı iyi kurun. <br />
<br />
40.Çıkar uğruna, menfaat bekleyişi içinde, belli kolaylıklardan veya imkanlardan yararlanmak hesabıyla, uygunsuz kişi veya guruplarla ilişkiye girmeyin.<br />
<br />
41.Kişisel çıkar uğruna, geçici kazanç için kimseyi satmayın. <br />
<br />
42.Fikirlerinizden ve değer yargılarınızdan fedakarlık etmeyin. Etmeyin ki önce aileniz ve yanınızda çalışanlar, sonra iş yaptıklarınız ve çevreniz size güvensin.<br />
<br />
43.Şeyh uçmaz. Onu müridleri uçurur. Başarıyı yakalamak, başarıyı sürdürmek, başarıyı ileriye götürmek isteyenler ayaklarını yerden kesmemeye, uçmamaya özen gösterirler. Çünkü uçan hiçbir şey havada kalmaz. <br />
<br />
44.Hırçın olmayın, hem kendinize hem de başkalarına huzur verin. Hırçınlıklarınızı yenmeye çalışın.<br />
<br />
45.Dost olun, arkadaş olun. Dostunuz olsun, arkadaşınız olsun. İnsan sevdikçe ve sevildikçe mutlu olur.<br />
<br />
46.Yaşamadan ölmeyin. Yaşayarak ölün. Ölümden söz etmek kötü birşey ama, ölüm mukadder son. Her faninin kaderinde var İnsan bu dünyaya bir defa geliyor.<br />
<br />
47.İnsan ölürken yaptıklarına değil, yapamadıklarına pişman olurmuş. Son nefesinizde yapamadığınız<br />
şeyler için üzüntü duyun. <br />
<br />
48.Eşini iyi seçemeyen, işini de iyi seçemez</b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Ap0</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/ap0/38-48-ogut.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Resimlerle Konya ''2'']]></title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/37-resimlerle-konya-2.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 17:49:58 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_KLP2168.jpg  
Resim: http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/90X40-1.jpg  
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_KLP2168.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/90X40-1.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/Image05.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/akyokus1.jpghttp://www.konyalife.com.tr/UserFiles/Yeni%20Resim51.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/800%201%20-%201(2).jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_PLR2060(1).jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://www.selcuk.edu.tr/tanitim/galeri%201/images/hlton2.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/Yeni%20Resim92.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/Yeni%20Resim105.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/37-resimlerle-konya-2.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Samsunspor Stadının Yeni Hali///Forumojen izini ile cekilmiştir////</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/36-samsunspor-stadinin-yeni-hali-forumojen-izini-ile-cekilmistir.html</link>
			<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 17:28:46 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://img369.imageshack.us/img369/1473/y1pxatzxezjc7izvsfmogcclu6.jpg  
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><img src="http://img369.imageshack.us/img369/1473/y1pxatzxezjc7izvsfmogcclu6.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img136.imageshack.us/img136/6303/y1pxatzxezjc7j0jjrzlccrkx8.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img246.imageshack.us/img246/1916/y1pxatzxezjc7jij5jyxpb1ge2.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img136.imageshack.us/img136/9426/y1pxatzxezjc7jk3powqwbbnt9.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img246.imageshack.us/img246/4766/y1pxatzxezjc7jwpng0wyy7ni1.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img228.imageshack.us/img228/7121/y1pxatzxezjc7lz7aomcfuyhs8.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img99.imageshack.us/img99/3462/y1pxatzxezjc7lsebice3gvxi3.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://img144.imageshack.us/img144/7005/y1pxatzxezjc7lhmakczzepxf8.jpg" border="0" alt="" /></div>]</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/36-samsunspor-stadinin-yeni-hali-forumojen-izini-ile-cekilmistir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ve Karşınızda Resimlerle  Konya ...</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/35-ve-karsinizda-resimlerle-konya.html</link>
			<pubDate>Fri, 14 Mar 2008 18:01:33 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://www.kaliteliresimler.com/data/media/29/konya.jpg  
Resim: http://www.manzaralar.net/iller/konya/KONYA_13.jpg  
Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/29/konya.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.manzaralar.net/iller/konya/KONYA_13.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.sosyalbilgiler.gazi.edu.tr/images/konya.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://meramderem.files.wordpress.com/2006/12/meram2.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konya-gsim.gov.tr/scout/picture/meram_1.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/cemo-etliekmek.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_KLP2132.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_KLP2164.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_PLR9949.jpg" border="0" alt="" /><br />
<img src="http://www.konyalife.com.tr/UserFiles/_PLR9991.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/35-ve-karsinizda-resimlerle-konya.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fransa'da düşkünler evinde son bulan sıradışı bir hayat/idolüm fikret mualla  : ) /]]></title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/34-fransada-duskunler-evinde-son-bulan-siradisi-bir-hayat-idolum-fikret-mualla.html</link>
			<pubDate>Tue, 11 Mar 2008 13:32:42 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Resim: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=3775758  
20 Temmuz 1967'de ölen Fikret Mualla dáhi mi, yoksa deli miydi? Yaşamı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="Purple"><font face="Comic Sans MS"><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=3775758" target="_blank">http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...?picid=3775758</a><br />
20 Temmuz 1967'de ölen Fikret Mualla dáhi mi, yoksa deli miydi? Yaşamı sıradan bir insana göre hayli farklıydı. Annesi doğacak bebeğini kız beklediği için adını daha doğmadan koydu: &quot;Mualla!&quot;<br />
<br />
Futbol sevgisi yüzünden topal kaldı. Annesinin ani ölümünden hep kendisini sorumlu tuttu. 25, 34, 50 ve 53 yaşlarında dört kez akıl hastanesine yatırıldı. Dünyanın sanat merkezi Paris'te dokuz sergisi açıldı. Picasso'nun hediye ettiği resmi, bir şişe içkiye sattı. İşte, İstanbul'da başlayıp Nice'te biten Fikret Mualla'nın yaşamından ilginç anekdotlar...<br />
<br />
TARİH: 19 Temmuz 1967. Yer: Fransa/Nice, Mane Düşkünler Evi. Yaşamı boyunca -sarhoş değil ve aklı yerindeyse- her sabah yaptığı gibi erkenden kalktı. Odayı üç kişi paylaşıyorlardı. Mecbur kalmadıkça, iki Fransız ile pek konuşmuyordu. Yüzlerce yaşlı hastanın bulunduğu bu eski ve karanlık binada yapayalnızdı Fikret Mualla.<br />
<br />
Annesi öldükten sonra hayatı boyunca hep yalnızdı zaten; tek başınalığı kendi tercihiydi kuşkusuz. Annesi Emine Nevser Hanım'ı kaybettiğinde 15 yaşındaydı. Bu ansızın gelen ölümden hep kendini sorumlu tuttu.<br />
<br />
Birinci Dünya Savaşı'nın son yılında tüm Avrupa'yı etkileyen İspanyol nezlesine, evde ilk kendisi yakalanmıştı çünkü. Annesine kendisinin geçirdiğine inandı hayatı boyunca. Annesi yaşamının en güçlü figürüydü...<br />
<br />
Daha doğmadan koymuştu annesi adını: Mualla. Kız ismiydi; çünkü annesi bebeği kız bekliyordu. Erkek doğunca çok şaşırdı; ama ismini değiştirmedi; fakat bir ad daha ekledi: Fikret Mualla.<br />
<br />
Annesi, kız bebeği gibi büyüttü onu; hep kız elbiseleri giydirdi; saçını uzattı.<br />
<br />
Fikret Mualla belki de bu yetiştirilme tarzı nedeniyle, hayatı boyunca hiçbir kadınla birlikte olmadı. Olamadı. Ama eşcinsel de değildi.<br />
<br />
Platonik aşkı, uzaktan akrabası soprano Semiha Berksoy'du. Semiha Berksoy'un Názım Hikmet'e olan aşkını hep kıskandı; ama hiç sorun çıkarmadı. Üçü, dostluk ilişkisi yürüttüler yıllarca.<br />
<br />
FUTBOL SEVGİSİ TOPAL ETTİ<br />
<br />
Düşkünler evinin C Blok 4 Numaralı odasında kalıyordu. Uyandığında odanın ortasında bulunan masaya gitmek istedi. Resim yapmak istiyordu. Sıkıntılarından onu içki ve resim kurtarıyordu. Düşkünler Evi'nde içki yasaktı. Tek çaresi, resimdi...<br />
<br />
Yataktan doğruldu; kalkmak istedi. Beceremedi. Sol ayağı uyuşmuş gibiydi...<br />
<br />
Fenerbahçe futbol takımının sol açığı Hikmet (Topuzer) dayısıydı; ona hayrandı. Onun gibi futbol oynamak istiyordu. <br />
<br />
Ve bir gün futbol aşkı topal kalmasına neden oldu. Mahalle maçında ayağını kırdı. Kaynatabilmek için alçıya aldılar. Yıl 1915'ti; daha henüz 12 yaşında, Saint Joseph'te öğrenciydi. <br />
<br />
Ayağı alçıdan topal olarak çıktı.<br />
<br />
Artık futbol oynayamıyordu. Seyirciydi. Boş zamanlarında soluğu evlerinin biraz ötesindeki Fenerbahçe'nin maç yaptığı Kuşdili Çayırı'nda alıyordu.<br />
<br />
Fenerbahçe aşkı hiç bitmedi. Yıllar sonra Paris'te iken, Aralık 1959'da Fenerbahçe'nin Nice takımıyla maç yapmak üzere Fransa'ya geldiğini öğrenince, hemen káğıdı kalemi eline aldı; Nice takımının oyun taktiğini, önemli oyuncularının neler yapabileceğini ve bunlara karşı nasıl taktik geliştirilmesi gerektiğini yazıp Fenerbahçe'ye gönderdi.<br />
<br />
Fenerbahçe Kulübü'nden, &quot;İlginize çok teşekkür ederiz Bayan Mualla&quot; mektubu gelince çocuklar gibi sevindi. <br />
<br />
Yazar Orhan Koloğlu'na göre, açtığı sergiler bile onu bu kadar mutlu etmemişti....<br />
<br />
KAYBETME KORKUSU<br />
<br />
Hastabakıcının bacağına masaj yapmasıyla rahatlayan Fikret Mualla, odanın ortasındaki masaya geçti. Resim yapmaktan vazgeçti. Mektup yazmaya başladı. Kendisini bu düşkünler evinden kurtaracak umut ışığı arıyordu. Günlerdir, tanıdığı herkese mektup yazıyordu. Bu sessiz çığlıkları duyan insan sayısı yok denecek kadar azdı.<br />
<br />
Üç gün önce, Fikret Mualla'nın yaşadığı Reillanne Köyü'ndeki kapı komşusu Bayan Vewehl Michel ziyaretine gelmişti.<br />
<br />
Dünyalar onun olmuştu; kendisini düşkünler evinden kurtarması için yalvarmıştı ona. Madam Angles'in kendini affetmesi için aracı olmasını istemişti. Dostlarına yazdığı mektuplarda da hep aynı isteği tekrarlıyordu. Kimdi bu Madam Angles?<br />
<br />
Madam Fernande Angles ve eşi eski milletvekili Raoul Angles, Fikret Mualla'yı yıllar önce, 1959'da Paris/Quartier Latin'deki bir kahvede tanımış, resimlerini almışlardı.<br />
<br />
Angeles çifti, Fikret Mualla'nın resimlerine tutku derecesinde bağlanmışlardı. Zamanla Fikret Mualla koleksiyonu yapmaya başladılar. Gerçi resimleri çok ucuza alıyorlardı ama ressamın başı ne zaman derde girse imdadına yetişiyorlardı. <br />
<br />
Paris'te Fikret Mualla için sergi bile açtılar. Daha sağlıklı ortamda yaşayıp resimler yapması için daire kiraladılar.<br />
<br />
Ama içki Fikret Mualla'yı hiç bırakmadı. Kazandığı tüm parayı sürekli içkiye yatırıyordu. Parayı elinde bir saatten fazla tutmuyordu!<br />
<br />
Hayatının iki vazgeçilmezi vardı; içki ve resim. 1962 Eylül'ünün son gününde sarhoş bir halde Montmartre'de dolaşırken birden sokağın ortasına yığılıp kaldı; sol tarafına felç gelmişti.<br />
<br />
Bu olay Paris ile yollarını tamamen ayırdı. Angles çifti, Fikret Mualla'yla bir anlaşma yaptı: <br />
<br />
Paris ona iyi gelmiyordu. Alp Dağları'nın güneyinde Akdeniz'e 80 km uzaklıktaki Reillanne Köyü'nde yaşayacaktı. <br />
<br />
Fikret Mualla, yaşamının beş yılını geçirdiği, 600 kişilik bu köyde sürekli resim yaptı. Yaptığı resimleri Angles çiftine gönderiyor, karşılığında para alıyordu. <br />
<br />
Köylülere göre o, &quot;Van Gogh'un oğlu&quot;ydu!<br />
<br />
Yaşamı boyunca kaybetme korkusuyla yaşadı. Annesi ve ardından iki ay sonra babaannesini kaybetmişti. Babası Düyunu Umumiye ikinci müdürü Mehmet Ekrem'in, eve üvey anne getirmesi üzerine, &quot;Babamı da kaybedeceğim&quot; korkusuyla çıldırıp kadını dövmüştü. Kadının kaçması sonucu babası, -oğlu tepki göstermez diye- bu kez akrabadan Behice Hanım'la evlenmiş, ancak Fikret Mualla benzer tepkiyi yine göstermişti. <br />
<br />
Yaşamı boyunca hep terk edileceğini düşünerek yaşayacak ve bu nedenle ilişkilerinde hep acımasız olacaktı...<br />
<br />
PICASSO'NUN HEDİYESİ<br />
<br />
Fikret Mualla, iki ay önce gelmişti Nice'teki düşkünler evine... Yaz başında Reillanne Köyü'ndeki evinde rahatsızlanmış, Manosque Hastanesi'ne kaldırılmıştı. İyileştikten sonra, kendi başına kalamayacağına karar verilmiş ve düşkünler evine getirilmişti.<br />
<br />
Resimlerinin özüydü izlenimcilik. Sokaktaki, barlardaki, kahvelerdeki insanları; manavları, dansözleri, fahişeleri, müzisyenleri, ellerinde balonla yürüyen çocukları izlemiş ve onları tuvallere geçirmişti.<br />
<br />
Düşüncelerle meşgulken birden titremeye başladı; sinirlenmişti. Çünkü aklına evde bıraktığı guaj tüpleri gelmişti; hemen eve gitmeliydi yoksa guaj tüpleri kuruyabilirdi...<br />
<br />
Guaş tüpleriyle ilk kez Zürih'i terk edip geldiği Berlin'de tanışmıştı. Babası mühendis olsun diye Zürih'e göndermiş, o ressam olmak için Berlin Güzel Sanatlar Enstitüsü'nü tercih etmişti.<br />
<br />
Alkolle Almanya'da tanıştı. Alkolik oldu.<br />
<br />
Akıl hastanesine de ilk bu şehirde, Berlin'de yatırıldı. Yıl 1928'di.<br />
<br />
Sonra Paris'e geçti. Parasızlık canına tak edince Türkiye'ye döndü. Ayvalık ortaokuluna, resim öğretmeni olarak atandı. Gitmedi. Yaşamı kendisine çok benzeyen (delilik-alkol-sefil yaşam-sanatçılık) yazar-şair &quot;Schiller&quot;in kitabını yazdı. <br />
<br />
1934'te İstanbul'da ilk kişisel sergisini açtı. Umduğu ilgiyi göremedi. Sinirleri bozuldu. <br />
<br />
İki yıl sonra Bakırköy Akıl Hastanesi'ne yatırıldı; oda komşusu Neyzen Tevfik'ti.<br />
<br />
1937 sonunda, polisler tarafından elleri bağlanmış halde kendisine kefil olan Salah Cimcoz'un evine götürülüp teslim edildi.<br />
<br />
Bu olayı aklından hiç çıkaramadı ve yaşamı boyunca, &quot;Bir gün polislerin gelip akıl hastanesine götüreceği&quot; korkusuyla yaşadı.<br />
<br />
Salah Cimcoz'un evinde üç hafta kaldı; çocuklarına resim çalıştırdı. Bu çocuklardan biri ileride Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün eşi olacak Emel Hanım'dı.<br />
<br />
1938'de babasının ölümü Fikret Mualla'nın hayatını değiştirdi. Kendisine kalan 5 bin lira mirasla Paris'in yolunu tuttu. Yıl 1939'du. <br />
<br />
Ve bir daha Türkiye'ye dönemeyecekti...<br />
<br />
Paris'te miras parasını çabuk tüketti. Kimi zaman küçük bir dairede, kimi zaman pis otel odalarında ve kimi zaman kaldırımlardaki banklarda yaşadı. <br />
<br />
Karakollar, hastaneler ve tımarhaneler de cabası...<br />
<br />
Para kazandığı günler de oldu, sokaktan izmarit toplayıp içtiği zamanlar da. <br />
<br />
Her iki durumda da içkiyi ve resmi hiç bırakmadı. <br />
<br />
Parasızlık anlarında, geceleri duvardan söktüğü afişlerin arkasına resimler yapıp sattı. Bu resimler genellikle guaj-suluboyaydı.<br />
<br />
Yaşamak için resim yapmak zorundaydı. Ayrıca, resim yapmak ona iyi geliyordu; sanrılarından kurtuluyordu.<br />
<br />
Picasso'nun, &quot;Fikret Mualla'ya&quot; ithaf ettiği bugün değeri milyon dolarları bulan kadın figürünü bir şişe fiyatına satmakta hiç tereddüt göstermedi. O Picasso ise kendisi de Fikret Mualla'ydı.<br />
<br />
O, Picasso'dan çok Toulouse Lautrec (1864-1901) resimlerini beğeniyordu. Bu hayranlık biraz da aynı kaderi paylaşmaktan ileri geliyordu. <br />
<br />
Lautrec, Güney Fransa'da aristokrat bir ailenin çocuğuydu. 14 yaşında çocuk felci olmuş ve vücut gelişimi durmuştu. Topaldı. İçkiye düşkündü. Barlarda kavga çıkarıyordu sık sık. Diğer yandan sürekli gözlemlediği sosyal hayatı resmediyordu. <br />
<br />
Figürleri çoğu zaman kadınlar, dansçılar, fahişeler olmuştu.<br />
<br />
Kuşkusuz Fikret Mualla, empresyonist (izlenimci) Toulouse Lautrec'in etkisinde kalmıştı; öyle ki Nurullah Berk'e göre tiplerinin elbiseleri bile Lautrec döneminin giysileriydi!<br />
<br />
Bu eleştiride, biraz kıskançlık yok değil. Çünkü yıllar önce İstanbul'da genç Fikret Mualla'yı ressamdan saymayıp D Grubu'na almayan da yine Nurullah Berk'ti!<br />
<br />
Fikret Mualla'nın sanatı konusunda tartışmalar bugün bile sürmektedir.<br />
<br />
1953 ve 1956'da iki kez Paris Sainte Anne Akıl Hastanesi'ne yatırıldı...<br />
<br />
İlginçtir aynı dönemde; 1954 ve 1955'te Dina Vierny Galerisi'nde iki sergisi yapıldı.<br />
<br />
1957 yılı yaşamının en hareketli dönemi oldu.<br />
<br />
Felç geçirdi. Gırtlak ameliyatı oldu.<br />
<br />
Aynı yıl Marcel Bernheim Galerisi ve Lous l'Hermine Galerisi, Fikret Mualla sergisi düzenledi...<br />
<br />
SON SAATLERİ<br />
<br />
Öğleden sonra gizlice düşkünler evinden kaçmış, karşı kahvede bira içmişti. Üstelik bir de sigara almıştı kahve sahibinden. Keyfi yerine gelmişti. Kapalı odalarda oturamıyordu. Özgürlüğe düşkündü. İstanbul burnunda tütüyordu; Moda, Kalamış, Kadıköy... Uçup gitmek istiyordu...<br />
<br />
Uzaklaşacak parası olmadığı için, hava kararmaya yakın düşkünler evine tekrar döndü.<br />
<br />
Akşam yemeğinden sonra biraz televizyon izledi diğer yaşlılarla birlikte.<br />
<br />
&quot;Sous les Ponts de Paris&quot; (Paris köprüleri altında) şarkısını mırıldanarak odasına gitti. Sigara içmek yasaktı; gizlice sakladığı sigarayı çıkarıp içmeye başladı. İki nefes almıştı ki hastabakıcıya yakalandı. Türkçe bir küfür savurdu.<br />
<br />
Ardından yatağına uzandı, gözlerini yumdu, uykuya daldı.<br />
<br />
Sabah uyanmayınca, oda arkadaşları hastabakıcılara haber verdi.<br />
<br />
Hastabakıcılar geldi. Baktılar. Nefes almıyordu.<br />
<br />
Fikret Mualla o gece sessizce ölmüştü...<br />
<br />
Tarih 20 Temmuz 1967 idi.<br />
<br />
Koruyucusu Madam Fernande Angles yolculuk yapıyordu; hastane yetkilileri ona ulaşamadı. Kimsesizler mezarlığına defnedilecekti ki, Reillanne Köyü'nden ziyaretine gelen Madam Viwehl Michel'i telefonla aramayı akıl ettiler.<br />
<br />
Cenazesi son beş yılını yaşadığı Reillanne Köyü'ne getirildi. Cenazesinde, köydeki evde yemeklerini yapan Bayan Lauthier, köydeki dostları Michel çifti, onların yardımcıları Maria ve Roger Devink ile düşkünler evi yöneticisi vardı. <br />
<br />
Ve.<br />
<br />
Yedi yıl sonra...<br />
<br />
Fikret Mualla'nın vasiyeti gereği mezarı Türkiye'ye getirilip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.<br />
<br />
Mezarın Türkiye'ye getirilmesinde bir kişinin büyük çabası oldu; o kişi yıllar önce Fikret Mualla'dan resim dersi alan, dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün eşi Emel Korutürk'tü... </font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Frethax</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/frethax/34-fransada-duskunler-evinde-son-bulan-siradisi-bir-hayat-idolum-fikret-mualla.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Nedir Ask?</title>
			<link>http://www.forumojen.com/forum/blogs/ap0/33-nedir-ask.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 15:22:54 GMT</pubDate>
			<description>*NEDIR ASK?* 
*Ask cesaret ister,kocaman bir yürek ister. Ask hayata karsi islenilen en dogru suç ortakligidir, Ask hayatin tekdüzeligine, bütün...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="left"><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo"><b>NEDIR ASK?</b></font></font></font><br />
<b><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo">Ask cesaret ister,kocaman bir yürek ister. Ask hayata karsi islenilen en dogru suç ortakligidir, Ask hayatin tekdüzeligine, bütün siradanligina en soylubaskaldiridir. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz. Ve elbette Aski suçlamak, yargilamak, karalamak inkar etmek de asla yakisik olmaz Niçin ask? Nedir bu ask denilen sey, elle tutulmaz gözle görülmez bir seyse nedir bu yasanan somut acilar,güzellikler? Tek basina aski tanimlamak herseyden soyutlamak mümkün mü? Hayir ! Ask bugünlerde bazilarina göre plastikten bile yeniden yapildi.Dünyada yasanan sunilige dogru gidis askin etrafini sardi. Nedir su ask...? Ask hayatin bize hazirladigi en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçirecegi hiç belli degildir. Daha ne oldugunu bile anlayamadan onun hükümdarligina giriverirsiniz. Ask; en yalin biçimde anlatilan tek kavramdir o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmaniza gerek yoktur, &quot;Asik oldum&quot; dediginiz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlikla anlayabilir, çünkü askin dili tektir. Askin zamanini biz ayarlayabilseydik eger ve kime neden asik oldugumuzu anlayabilseydik,askin sirrini da çözerdik herhalde. Ama o zaman da askin insani alip götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Ask hayata karsi islenen en güzel ve en dogru suç ortakIigidir, ask hayatin bütün tekdüzeligine, bütün siradanIigina en soylu baskaldiridir. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz. Ve elbette yasanilan aski suçlamak ,yargilamak, karalamak, inkar etmek de aska yakisik kalmaz. Bu önce haksizlik, kendinize saygisizlik olur. Insan sonuna kadar savunmali askini, karsilik görmesede, aci çekecegini hissetsede, yarin terkedilecegini bilsede, ailesini karsisina alacagini bilsede taviz vermemeli askindan, &quot;Seni Seviyorum&quot; diyebilmeli gögsünü gere gere.Askin zamani yoktur, hep hazirliksiz yakalar insani. . Iste ask bütün bunlara tek basiniza karsi gelebilme yurekliligidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu... Askin ne zaman gelebilecegi belli olmadigi gibi, ne zaman gidecegi de hiç belli degildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir baska göze bakmaya, bir baska tene dokunmaya baslamasi o kadar da zor degildir...Asktan degil, onun kaçmasindan korkun.Biliyor musunuz , hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve dogru olan tek guzellik ASK.!!. Lütfen ona haksizlik etmeyin .. Askina sana asik olana sahip çik ve onu kaybetme '' SENI SEVIYORUM '' Demek Için Geç Kalma ; Sevgiyle Kal ...</font></font></font></b><br />
<br />
<b><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo">HISSETTIGINIZ SEVGIMI SAPLANTIMI?</font></font></font></b><br />
<b><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo">Saplanti, hemen ortaya çikan bir arzudur, sevgi ise atesi yakalayan arkadasliktir. Sevginin kökleri vardir ve bir gün büyümeye baslar. Saplanti güvensizlik duygusuyla birdir. Heyecanlanirsiniz ve sabirsizlanirsiniz fakat gerçek anlamda mutlu olamazsiniz. Içinizi kemiren süpheler, cevaplanmayan sorular, sevilmediginize, yakin olmadiginiza dair düsünceler vardir. Bunlar hayallerinizin bozulmasina neden olur. Sevgi ise anlayistir, bazi kusurlari kabul etmektir. Gerçektir. Size güç verir, sizin önünüzde büyür. Karsinizdaki sizden uzak olsa da onun varligini bilmek içinizi isitir. Mesafeler sizi ayirmaya yetmez. Kafanizda hala oynayan ikinize ait film kareleri vardir. Ve siz bu film karelerini izlemekten hiç vazgeçmezsiniz. Size uzak ya da yakin olsa da içiniz rahattir çünkü onun size ait oldugunu bilirsiniz ve onu beklersiniz. Tutku; &quot;Hemen evlenmeliyiz. Onu kaybetmeyi göze alamam&quot; derken Sevgi; &quot;Sakin ol. Panik yapma. Gelecegini güven ile hazirla&quot; der. Tutkunun cinsel heyecanlari vardir. Birlikte oldugunuzda günün cinsellikle bitmesini istersiniz. Sevgi ise cinsellik üzerine kurulmamistir. Arkadasligin olgunlasmis halidir ve seks sadece iliskinin daha güzel olmasini saglar. Iki asik olmadan önce iki iyi arkadas olmalisiniz. Tutkunun güvenirligi yoktur. Sizden uzakta oldugunda &quot;Beni aldatiyor mu acaba?&quot; diye düsünürsünüz. Bazen bunu kontrol etmeye bile kalkarsiniz. Sevgi güven demektir. Sakin ve emindir. Karsinizdaki sizin güveninizi hisseder ve bu, onun daha güvenilir olmasini saglar. Tutku pisman olacaginiz seyleri yapmaya zorlayabilir. Fakat sevgi hiçbir zaman sizin yanlis yollara sapmaniza izin vermez. Sevgi yüceltir. Sizi yukarilara çikarir. Yukari bakmanizi saglar. Düsünmenizi saglar. </font></font></font></b></div> <br />
 <br />
<div align="center"><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna"><b><u>Aşk cesaret ister,</u></b></font></font></font><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Kocaman bir yürek ister.</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Aşk hayata karşı işlenilen En doğru suç ortaklığıdır,</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Aşk hayatıntekdüzeliğine,</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Bütün sıradanlığına en Soylu başkaldırıdır.</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Ondan korkup kaçmak hiç Kimseye yakışmaz.</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Ve elbetteAşkı suçlamak,</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Yargılamak, </font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="4"><font color="sienna">Karalamak</font></font></font></b></u><br />
<u><b><font face="Comic Sans MS"><font size="3"><font color="indigo"><font size="4"><font color="sienna">İnkar etmek de asla Yakışık olmaz...</font></font> </font></font></font></b></u></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Ap0</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.forumojen.com/forum/blogs/ap0/33-nedir-ask.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
