öle bir belgesel yok fakat ona benzer bir yazı var

buyrun.... Küçük dev adam
Emre, Inter'in vazgeçilmez bücürü. 23 Kasım'da oynanan Inter Milan-Lazio maçı hâlâ dillerde. 3-1'lik mağlubiyeti attığı iki golle berabere çevirince İtalya ayağa kalktı. Juventus ve Arsenal de Emre'nin peşinde. Inter, 2003 Haziran'ında bitecek sözleşmesini 2007'ye kadar uzatmak istiyor, Emre de 3 milyon euro. İşte Emre Belözoğlu'nun Zeytinburnu'ndan Milano'ya ulaşan başarı öyküsü.
İstanbul Zeytinburnu'nda 7 Eylül 1980'de doğdu. Babası Mehmet Belözoğlu-lakabı Piliç-eski bir futbolcu. Piliç Mehmet de futbola Galatasaray altyapısında başladı. Edirnespor ve Ankara Demirspor'da da forma giydi. Piliç Mehmet, fakir bir aileninin çocuğu. Babası genç yaşında ölünce ailesinin sorumluluğunu Piliç Mehmet üstlendi. Galalatasaray'ın alt yapısında 600 lira aylıkla sağ kanatta oynadı. Para yetmediği için Glatasaray'dan ayrılıp Edirnespor'a gitti. Sakatlık geçirince futbol hayatı bitti. Geçim derdine düştü. Emre doğdu. Oğlunun futbolcu olmasını istediği için plastik toplarla oğluna futbol dersleri verdi. Emre küçücük çocuk olmasına rağmen düzgün vuruşlarıyla dikkat çekti. Annesi Fatma Hanım ise eşinin çektiği sıkıntılar nedeniyle oğlunun futbolcu olmasını istemedi.
Hırslı çocuk
Emre ilkokula başlıyor. Boyu, arkadaşlarının yarısı kadar. Emre'nin evi, Zeytinburnuspor sahasına çok yakın. Sekiz yaşındayken altyapı hocası Cücük Mehmet'in yanına gidiyor. " Hocam beni dener misiniz" diyor. Cücük Mehmet, "Oğlum sen çok küçüksün. Git büyü de gel" cevabını veriyor. Emre çok ısrarcı. Cücük Mehmet'in hoşuna gidiyor. Emre'nin karşısına 14 yaşında bir çocuk çıkartıp ve teke tek maç yaptırıyor. Emre iyi mücadele etmesine rağmen yeniliyor. Çok hırslanıp ve üst üste iki maç daha yapıyor. Yine kaybediyor ve yorgunluktan yere yığılıyor. Cücük Mehmet, bu mücadeleci ve hırslı çocuğa hayran kalıyor. Emre'ye soruyor, " Sen kimin oğlusun?" Emre, " Babam Piliç Mehmet. Eskiden futbolcuymuş" diyor. Cücük Mehmet çok şaşırıyor. Çünkü futbol için gelecek vaat eden bu çocuğun babası en yakın arkadaşıdır. Akşam doğruca Emre'nin evine gidiyor. Babasına, "Bu gün bir çocuk tanıdım. Çok yetenekli. Hemen altyapıya alıp idmanlara başlatacağım. Bu çocuk senin oğlun Emre" diyor. Babası çok seviniyor. Oğlu artık bir antrenör nezaretinde çalışacaktır. Ertesi gün oğluna krampon, forma ve spor malzemeleri alıyor.
Yırtık kramponlar
Emre, ilk idmana çıkıyor. Hem de kendisinden büyük çocuklarla beraber. Futbolu ve estetik hareketleri, tribünlerin desteği, Galatasaray Altyapı sorumlusu Salih Bulgurlu'nun dikkatini çekiyor. Salih Hoca, önceden tanıdığı Emre'nin babasına haber gönderip Emre'yi Galatasaray'ın altyapısına göndermesini istiyor. Zeytinburnu Kulübü kabul etmiyor. Emre bu kez İstanbul Karması seçmelerine davet ediliyor. İstanbul Karması Sorumlusu Bülent Under takım kurarken stoper mevkiine bir futbolcu arıyor ve çocuklara soruyor. Cevap Emre'den geliyor. Boyu çok küçük olduğu için görev vermek istemiyor. Bir soru daha soruyor, cevap yine Emre'den geliyor. Bülent Hoca seçmelerde oynanan maçta Emre'ye stoper mevkiinde görevlendiriyor. Daha oyunun başında yaptığı hareketler, mükemmel tekniği dikkat çekiyor. Bülent hoca devre arasında Emre'yi yanına çağırarak hangi mevkide oynamak istediğini soruyor. İkinci yarıda orta sahada görevlendiriyor. Emre, İstanbul karmasına girmeyi başarıyor. B Grubu Genç Milli Takımı'na seçiliyor. Emre Genç Milli Takım'da yırtık kramponlarla oynuyor. A Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim, Emre'ye krampon hediye ediyor. Hocaların hocası Salih Bulgurlu Emre'yi yalnız bırakmıyor, spor malzemeleri gönderiyor. Emre iyice serpilip gelişiyor ve dikkatleri çekiyor.
İlk transfer
1994-95 sezonunda Zeytinburnuspor Kulübü Başkanı Süleyman Karabel, Emre'nin bonservisini Fenerbahçe Kulübüne veriyor. Emre'nin babası Piliç Mehmet'e Futbol Şube Sorumlusu Selim Soydan'ın arayacağını söylüyor. Kimse aramıyor. Altyapı hocası Salih Bulgurlu ve Bülent Under devreye giriyor. Galatasaray Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat ve menajer Adnan Sezgin'e durumu bildiriyor. Adnan Sezgin UEFA'ya başvurarak İngiltere'de uygulanan, " Çıraklık ve Profesyonellik" yasasının uygulanmasını sağlıyor. Adnan Sezgin, "18 yaşından küçük oyuncular için herhangi bir takım Federasyon'a harç parası yatırdığı taktirde o oyuncu ile sözleşme imzalar" maddesini hayata geçiriyor. Emre ile noter huzurunda sözleşme imzalıyor. Emre yedibuçuk milyar lira karşılığında Galatasaray'a transfer oluyor. 14-16 yaş gurubu idmanlarına çıkıyor. Bir yıl sonra Fatih Terim teknik direktör olarak geliyor. Genç futbolcu Emre'ye altyapının yetmediğini görüyor. A Takım idmanlarına alıyor. Tembelliğe alışan Emre'yi çok sıkı çalıştırıyor.
Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın Almanların ünlü takımı Borissia Dordmund ile oynadığı maçta forma giyiyor. 1997 Eylül'ünde, Emre 16 buçuk yaşındayken Şampiyonlar Ligi'ndeki en genç futbolcu unvanını alıyor. Ancak fiziğinin yetersiz olduğunu gören Terim oyundan alıyor.
--------------------------------------------------------------------------------
İtalya'ya gidiyor
Emre'nin unutamadığı anılardan biri, Galatasaray'ın UEFA Kupasını kazandığı yıl Yarı Finalde karşılaştıkları Leeds maçı. Emre o maçın son dakikalarında kırmızı kart gördüğü için Final maçında oynayamamıştı. Final heyecanını sahada arkadaşlarıyla birlikte yaşayamamanın üzüntüsünü hep duyduğunu söylüyor.
Emre'nin Galatasaray'da ve Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı futbol, Avrupa kulüplerinin de dikkatini çekmeye başlıyor. 2000 yılının Aralık ayında Inter Kulübü Emre için girişimlere başlıyor. İtalya'da yaşayan Türk işadamı Celalettin Bilgiç, üç ayda Emre'nin evine yedi kez geliyor. Emre bu durumu Galatasaraylı yöneticilere ve Fiorentina'da görev yapan eski hocası Fatih Terim'e haber veriyor. Galatasaray yönetimi pek de ilgilenmiyor. Terim, "Galatasaray ile yeni bir sözleşme imzala ve öyle git" diyor.. Bunun üzerine Emre'nin babası Mehmet Bey, kulüp yöneticileriyle görüşüp 850 bin dolar karşılığında üç yıllık sözleşmeye hazır olduklarını söylüyor. Başkan Faruk Süren, para veremeyeceklerini, ağustos ayı için çek verebileceklerini söylüyor. Süren'den yakınlık göremeyen Mehmet Bey, nisan ayında Inter ile Emre'nin sözleşme imzalamasını kabul ediyor. Faruk Süren'in daha sonra yaptığı açıklamalara çok kızıyor. "Para kazandırmadan gitti diyorlar. Böyle bir şey yok. Yetiştirme parası olarak 4,5 milyon dolar aldılar" diyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Teyzeoğlu Saffet
Zeytinburnu Altyapısında futbola başlayan Emre Belözoğlu, boş zamanlarında bile futboldan başka bir şey düşünmüyordu. A Takım idmanlarını seyrediyor ve bir gün onlar gibi olacağı günleri düşlüyordu. Kendisi gibi kısa boylu olan Saffet Akyüz'e hayrandı. Onunla tanışmak istiyordu ancak çekiniyordu.
Bir gün annesiyle uzun süredir görüşmedikleri teyzesine gittiler. Emre ilk şoku orada yaşadı. Saffet karşısındaydı. Teyze çocukları olduklarını öğrendiler. Daha sonra Galatasaray'da da beraber oyrnama şansı buldular. Saffet şimdi Diyarbakırspor'da. İki hafta önce Fenerbahçe'nin 3-0 yenildiği maçın iki golü Saffet'in.
--------------------------------------------------------------------------------
Trenden Mercedes'e
Galatasaray antrenmanlarına trenle gidip geliyordu. Para kazanmaya başlamıştı. Son model bir Mercedes aldı. Futbolcu ağabeylerinden farksızdı şimdi. Ama form grafiği düşmeye başlayınca Fatih Terim olaya el koydu. Otomobilini Florya Tesisleri'ne çektirip anahtarını aldı. Emre'ye bir sürü nasihat verdi. Emre dersini almıştı. Yine eski formuna kavuşunca Terim arabasını verdi.
Emre'nin yeteneklerini ilk farkedenlerin başında Galatasaray'ın efsane futbolculardan Hagi geliyordu. Hagi, her fırsatta Emre'de kendi gençliğini gördüğünü söylüyordu. Duruma el koydu. Yoğun maç ve antrenman trafiğine rağmen idmanlardan sonra Emre'yi bırakmıyor ve her idmandan sonra en az yarım saat kendisi çalıştırıyor, vuruş tekniklerini gösteriyordu.
Emre takımın neşe kaynağıydı. Takım arkadaşları ona " EMOŞ" diyordu. O da Hakan Ünsal'a, "Küçük ağabey", lakabı kemik olan Ergün'e "Kemik ağabey" diyordu. Emre ciddi ciddi Avrupa'yı stiyordu. Galatasaray'ın Avrupa'da fırtına estirdiği yıllarda Emre de futboluyla Avrupa takımlarının gözdesi haline gelmişti. Emre ile Fatih Terim'in ilişkisi yeri geldiğinde baba-oğul gibi oluyordu. Terim Emre'ye transfer için daha erken olduğunu, gideceği takımın en az Galatasaray ayarında olmasını salık verdi.
--------------------------------------------------------------------------------
Hagi ve Terim
Galatasaray ile sözleşmesi bitiyordu. Almanya ve İngiltere'den teklifler vardı. Okan ile birlikte Inter'i tercih etti. Emre, şimdi Avrupa'daki işinin yeni başladığını söylüyor. "Tam zamanında geldiğime inanıyorum. Geri dönmeyi aklımdan bile geçirmiyorum. Bir gün geri dönersem, yine Galatasaray'dan başka bir takımda oynamam. Inter'e geldiğim ilk sezon bazı aksilikler yaşadım. Ufak tefek sakatlıklar sürekli oynamamı engelledi. Bu sezon iyi bir form grafiği yakaladım. Her şey daha iyi olacak. Türkiye ve ailem içimde hep özlem. Ancak profesyonelim. Fazla yalnızlık çekmiyorum. Okan ağabey ve takım arkadaşlarımla aramız çok iyi. İtalyancayı'da öğreniyoruz fazla bir zorluğumuz yok." Hagi'yi anlatır mısınız, sorusuna cevabı "Hagi'yi anlatmaya gerek yok" oluyor. "Türk futboluna ve Galatasaray'a önemli hizmetleri var. Ondan ilk önce profesyonelliği öğrendik. Bana büyük yardımları oldu. Gerçek bir profosyenel. Fatih hocanın yeri bir başka. Teknik direktörlük bir yana, sanki babam gibiydi. Bana her zaman doğru yolu gösterdi."


