Karma Konular Katagorisinde ve Güncel Haberler Forumunda Bulunan Gelgenekon'dan esintiler... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>G ülüyoruz ağlanacak halimize ama yapacak bir şey yok... İşi biraz mizaha vurmazsak Ergenekon'un altından kalkmak mümkün değil... Bir gün ...
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Üye Listesi | Albümler | Etiketler | Arama | Bugünki Mesajlar |
| Uyarılar |

| | #1 (permalink) |
| Teorim,Teorin,Teorimiz her neyse sen unutma!.. ![]() ![]() Blog Başlıkları: 7 | Gelgenekon'dan esintiler...
![]() Gülüyoruz ağlanacak halimize ama yapacak bir şey yok... İşi biraz mizaha vurmazsak Ergenekon'un altından kalkmak mümkün değil... Bir gün sonra Ergenekon ile ilgili olarak en yaratıcı başlığı atan Posta Gazetesi idi... Orgenekon... En güzel kara mizahı yapan ise Ahmet Hakan: "Ergenekon soruşturmasının ikinci gözaltı dalgasının babalarından ATO Başkanı Sinan Aygün, "Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum" diye bir açıklama yapmış... Benim aklıma ise "Başıma bir iş gelmeyecekse Atatürk'ü sevmiyorum" diyen türbanlı kızımız geldi... İkisini bir arada düşündüğümde "Ne iş yahu? Atatürk'ü sevmek de suç, sevmemek de" şeklinde bir özet geçiyorum, başıma bir şey gelmeyecekse... Ne diyebilirim ki?" Beni kahkahalarla güldüren ise Oray Eğin... Ergenekon'la ilgili olarak yazdığı yazıda tam olarak zırvalamanın en üst düzeyini yaşarken ifadesi aynen şöyle: "Korkuyorum. Sırf bu yazıyı yazdığım için bile sabaha karşı kapımın çalınacağından korkuyorum. Böyle olmayacağının garantisini kim verebilir ki?" Be Oray Eğin... Senin gibi bir "sağa sola çamur atma makinesinin" gözaltına alındığı Ergenekon'a Ergenekon mu denir?.. Böyle bir durumda bu zamana kadar gözaltına alınanların ruh halini düşünsene... Zavallılar o an kalp krizinden oracıkta gidiverirler valla... Sen gel gözaltına alınma sevdasından vazgeç Oray'ım Eğin'im... Biz aramızda para toplayıp seni evden polis arabası kılıklı bir arabayla aldıralım... İki dolaştıralım... Bu geziye de Gelgenekon diyelim olsun bitsin... Aman savcım aman... Gözaltına alınanların çoluğu var çocuğu var... Aman! KAÇ PUNTO? Deniyor ki Ergenekon iddianamesi hazır: hem de 2500 sayfa! Sorularım var... 2500 sayfa da kaç punto, iki tek aralık mı yazılmış çift aralık mı? Paragraf başları klasik mi Amerikan mı? Hani soruyorum ki gözaltındaki her kişiye net kaç sayfa iddia düşüyor onu hesaplayacağım? Bazı konular vardır hani ipuçlarına bakarak şıp diye karar verirsiniz... Bu "2500 sayfa" açıklaması bana hiç olumlu duygular vermedi... Aynı AK Parti iddianamesinin "ekleriyle on dosya" şeklinde tanımlanması gibi... İddianamenin uzun olmasının, dosya dosya olmasının içindeki iddiaların doğruluğuna ne katkısı var?.. Bu olsa olsa iddia makamının suçu kanıtlamakta biraz zorlandığını göstermez mi? ORDU VE BASIN Geçen ay Chicago'nun yanıbaşındaki ünlü Northwestern Üniversitesi'nin kitapçısını gezerken ilginç bir kitap gözüme takıldı ve aldım. İsmi The Millitary and The Press, An Uneasy Truce (Ordu ve Basın, Kolay Olmayan Anlaşma) (*) Kitap yirminci ve yirmibirinci yüzyılda ABD'de siyaset, ekonomi, teknoloji, yasalar ve sosyal güçlerin etkisiyle ordu-basın ilişkilerinin nasıl geliştiğini ve değiştiğini anlatıyor. Kitabı okurken görüyorsunuz ki haber gerçekten de savaşların önemli silahlarından biri... Kamuoyunu, askeri güçlerin moralini hatta stratejileri bile etkiliyor. Bu nedenle de askeri güçler savaş zamanlarında basını kontrol etmek ve etkilemek için her yolu deniyorlar. Askeri güçlerin basını kontrol ve etkileme stratejilerinin Irak'ta askeri güçlerin arasına sokulan "gömülmüş (embedding) muhabirlere" kadar ulaştığını yakından biliyoruz. Türkiye ayağında ise basına sızdırılan çeşitli belgelerden anlıyoruz ki (tabii ki sadece onlardan anlamıyoruz canımmm!) "Emekligenekon" türü oluşumların dahi basını kontrol ve etkileme çabası içinde olduğu çok açık... Ne için? Kamuoyunu hizaya getirmek için... Ne zaman? Sözde barış zamanında... O halde gazetecilik sadece iyi öykü anlatmaktan çok daha fazlasını içermeli değil mi? Örneğin haber seçenler, yazanlar, çizenler kendilerine şunu sormalılar: Türkiye için bir gündem belirlerken kim olduğumuzu düşünüyoruz? Bizi gündemini belirlediğimiz adamdan zeki ve üstün kılan ne? Ve de ne kadar şeffafız? Haber odalarında, genel yayın yönetmeni odalarında, patron odalarında konuştuklarımız belirlediğimiz gündemden ne kadar farklı? Yani gizli bir gündemimiz var mı? Şimdi otursunlar genel yayın yönetmenleri bu soruların yanıtlarını arasınlar... Türkiye haber seçim odaları ile gazete ön sayfalarını aynı gündeme getirmeden hiçbir yere gidemez... Gizli gündemlerle Türkiye daha çok kapatma davası, daha çok Ergenekon yaşar... (*) Michael S.Sweeney, The Military and The Press, 2006, Northwestern University Press. Çekirgelik "Dünya, sonsuzluğun içinde küçük bir parantezdir." (Sir Thomas Browne) Bugün Gazetesinin 04.07.2008 tarihli sayısından alınmıştır. |
| | Mesaj içeriğini kopyalayabilmek için üye
olmalısınız Ücretsiz
üyelik |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
Karma Konular Katagorisinde ve Güncel Haberler Forumunda Bulunan Gelgenekon'dan esintiler... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>G ülüyoruz ağlanacak halimize ama yapacak bir şey yok... İşi biraz mizaha vurmazsak Ergenekon'un altından kalkmak mümkün değil... Bir gün ...
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |