Bayramda tatil yapanlar canavar değildir
Bayramda tatile çıkmak gibi bir alışkanlığım yok. İşimi istediğim yerde yapabildiğim için zaten benim için her gün bayram. Bayram kalabalığı da sevdiğim bir şey değil, mümkünse evde kalmayı tercih ederim. Bazen bir yerlere gittiğim de olur ama bayramlarda akrabalarımı ziyaret etmeyi de severim. Nitekim bu bayramda da yine memleketimde idim.
Ama “bayramda tatile çıkanlar bencil, canavar, adi alçaklardır” noktasına gelinmesi de sinir bozucu.
Beni devamlı okuyanlar çok iyi bilirler ki saçma genellemeler kadar sinir olduğum bir şey yok. Namaz kılanlar dincidir, alkol içenler ayyaştır, oruç tutanlar gericidir, başı açıklar ******dur, türban takanlar militandır, itikatsızlar ahlaksızdır, dindarlar namusludur yaklaşımlarını hakikaten kusturucu bulurum. Bu konuda da taraf tutmam, basma kalıpçıların hepsine kılım.
Hasan Celal Güzel, Başbakanımızdan aldığı gazla herhalde, şöyle yazmış Radikal’deki dünkü köşesinde. Konu bayramda tatile gidenler: “Yahu, zaten senede sadece bir iki defa hatırını soracağınız büyükleriniz, akrabalarınız, dostlarınız, komşularınız var bırakıp lüks otellerde para yemenin bir âlemi var mı? Sonra gelsin visa kartı borçları, uzayıp giden taksit ödemeleri, bıkıp usandıran tüketici kredileri...”
Türk filmi gibi değil mi? Ak ve kara. Zenginler şımarık, hırslı, geçimsiz, sadakatsiz ve de mutsuzdur, fakirler altın kalpli, kalender, kuru bir dilim ekmeği bütün mahalle ile paylaşacak kadar gani, ailesine düşkün ve çok mutludur.
Ben galiba sonunda dayanamayıp “Klişelerin ben ta dibine...” diye bir program yapacağım. Böyle her akşam delirmiş vaziyette bağıra çağıra...
Hasan C. Güzel iki cümle ile neler dememiş ki..
BİR: Bayramda tatile çıkıyorsan mutlak surette anne babanı ihmal ediyorsundur. Kötü, bencil, hayırsız bir evlatsındır. Ayrıca dostluk, kardeşlik, arkadaşlık kavramların da gelişmemiştir. Kimseye yardım etmez, kimseye destek olmaz, borç vermez, selam almaz alçağın önde gidenisindir. Anne babanı her gün görüyor, altlı üstlü oturuyor, hatta beraber tatile çıkmış olmazsın yani. Veya önce akraba ziyareti yapıp ondan sonra yola çıkmış da olmazsın. Hatta daha da ötesi bütün akrabaların bir yazlıkta toplanmış ve sen de yanlarına gitmiş ve aynı anda hem tatil hem bayram ziyareti yapmış falan da olamazsın. Ya ak ya kara.
İKİ: Bayramda tatile çıkacak kadar kötü isen o zaman lüks düşkünü bir görgüsüzsün de aynı zamanda. Üstelik de ayağını yorganına göre uzatamayan, ekonomi yapmaktan bihaber bir aptal. Birikmiş paran olamaz mesela. Veya arabanın arkasına bir çadır atmış olmazsın. Ucuz bir pansiyonda falan asla kalıyor olamazsın. Sen çünkü bayramda tatile çıkacak kadar feci feci feci bir yaratıksın. O yüzden öyle pansiyon, yazlık, çadır gibi “zavallı” alternatifler senin iğrenç eğlenme, para yeme, lüks tüketme hırsını tatmin edemez. Neden? Çünkü geleneksel takılmayan aynı zamanda rezil bir savurgandır.
N’oluyoruz yahu? Namaz kılan, oruç tutan süper gericidir, dünya görüşü daracıktır, onun bilim adamlığı da olmaz, gazeteciliği de olmaz, efendim doktorluğu da olmaz demek ne kadar ahmakça ise bu da aynı şey. Üstelik lüks tüketme konusunda muhafazakarların da ne kadar azgın olduğunu görüyoruz.
Hasan Celal Güzel ki bakanlık yapmış, dünya görmüş, kendi çevresi dışında insanlarla ilişki kurma durumunda olmuş bir insan. Üstelik Radikal gibi kendi dünya görüşüyle komple alakasız ve okurlarının büyük bir bölümü bayramda tatile çıkmış bir gazetede yazıyor.
Köyünden çıkmamış sofu bir köy imamı gibi yazması/düşünmesi nasıl ama nasıl mümkün oluyor anlamak mümkün değil. (Bkz: Ofli hocanın Cuma hutbeleri. “Langırt oynayan kafirdir”)
Türkiye’de milyon çeşit insan var, milyon çeşit yaşam biçimi var, milyon çeşit kombin var. Hiç mi sokağa çıkmıyor, hiç mi kimseyle konuşmuyorsunuz? Dizi de mi izlemiyorsunuz?
Şimdi ben de “Bayram ziyaretleri son derece sahtekarca bir şeydir. Senede iki kere yapılan ziyaretlerde, hal hatır sormada ne sevgi ne şefkat vardır. Müslüman protokolüdür, gereksiz bir çay, kahve, tatlı ve benzin tüketimidir. On dakikada üstelik 20 kişi aynı odada otururken kim ne derdini paylaşacak? Bayram ziyareti bir vazifedir, sevinç, mutluluk, coşku, küskünlerin barışması falan hikayedir. Yapılan sadece ve sadece bol bol dedikodudur. Ekonomiye de bir katkısı yoktur. Tatile çıkmak en azından otelci esnafını kurtarır” desem nasıl olur?
Aynı merhametsizlikte, aynı gereksizlikte ve aynı basma kalıpçılıkta olur. Değil mi?





Alıntı ile Cevapla
