İdeal Bakış, Mütefekkir ve Fikir
Zorunluluk, alternatiflerin noksan olması durumudur. Bir kere var olmuş olan herhangi bir şey ise doğal olarak, alternatiflerinin noksanlığı sebebiyle var olmuş bulunur (kader). Var olmanın tezahürleri ise anlamını, var olmanın zıddını kavra***** bulur ve bu yüzden de bu zıtlığı kavramak ve içselleştirmekle yükümlüdür (mukadderat). Alternatiflerin noksanlığını fark ederek zorunluluğun manasını kavramak ise doğruluktur (biat).
İdea; günümüzden yaklaşık 2400 yıl önce Platon tarafından ortaya atılmış bulunan, insanların karşılaştıkları olguları, zihninde anlamlandırması yaklaşımı olan, insanlık tarihinin en orijinal ve müstesna kavramlarından birisidir.
Bu tür bir bakış açısını bünyesinde içselleştirerek, karşılaştığı olguların kendisine fayda zarar mizanını doğru olarak yapabilen kişi ise, fikirlerle yoğun bir şekilde haşır neşir olması bakımından Mütefekkir(İdealist) olarak adlandırılır.
Her İnsan, varlığını anlamlandırmak, kendi var oluşuna değer katmaya çalışmayı seçmek yoluyla kendisini dünyadaşları olan diğer hayvan ve bitki türlerinden ayırmış bulunan bir yaratık olması bakımından bir şekilde Mütefekkirdir.
Bu yüzden de insan bu mekanda bulunduğu süre zarfında karşılaştığı olgulara zihninde bir değer biçmeye devam eder ve bu işi de doğasının bir gereği olarak yerine getirir.
Bunun getirdiği kazanım (bilgi), insanın halühazırda karşılaşmış olduğu, olgu veya kavramları anlamlandırmak olarak kendini gösterir. Ve doğal olarak, henüz karşılaşmadığı olgular karşısında bocalar ve bu olgu veya kavramların doğruluk veya yanlışlığı hususunda kendisini bocalatır. Bu durumda insanın elinde kalan tek izleği ise His (Sanı, Doxa) tir. İşte Platon’u bu kadar yüce ve sunduğu fikri bu kadar erişilmez ve orijinal yapan şey tam olarak budur. Platon hissi bir nevi matematize etmiş, metafiziğe belirli bir mantık düzeyi kazandırmıştır.
Dolayısıyla her türlü his, her halükarda, karşılaşılan bir olgu hakkında kesin olmayan bir sanıya varmak bakımından bir önyargıdır. Aşk, kızgınlık, sevgi, dostluk ve bu türden bütün kavramlar bir tür önyargıdır ve varlıklarının zorunlu olması bakımından bir tür gerekliliktir.
Bu açıdan baktığımızda, düşünen her varlık, varoluşunun bir tür zorunluluk, bu yüzden de bunu zıddının yaşanmasının da bir tür zorunluluk olması bakımından; eğer varoluşu bir güzellik olarak alıyorsa, yok oluşu da bir tür güzellik olarak görmek eğilimindedir ve bu eğilim mantık silsilesi içersinde değerlendirildiğinde; insanın ruh güzelliğini, yaradışsal güzelliğini ve varoluşsal güzelliğini yitirmemesi ve ruhsal hastalıklardan muzdarip olmaması bakımından gerekli ve zorunludur.
Ve tam da bu yüzden de insanlık için en faydalı önyargı; İyi ideası (Tanrı)dır ki, varoluş dönencesi içersinde insanın edinebileceği en güzel azıktır…







Alıntı ile Cevapla


